‘’Moda geçicidir, fakat stil ebedidir’’
Haute couture herkesin ilgi alanı değildir, ancak modayı yakından takip etmeseniz bile Prada, Gucci, Dior ve elbette Chanel gibi herkesin bildiği bazı isimler vardır. Matmazel Chanel’in de bunlardan biri olduğuna çok eminim. Hatta kendisi Times dergisinin 100 Yılın En Önemli 100 Kişisi listesine girebilen tek moda tasarımcısıdır. Onun tasarımları devrim niteliğindeydi, eşsiz yeteneği ve farklı kişiliği ile unutulmaz bir figür haline geldi ve imzası niteliğindeki kokusu tüm zamanların klasiği oldu. Marilyn Monroe bir röportajında yatarken ne giydiği sorusu üzerine; üzerimde sadece No 5 var dediği bilinir. Hakkında kitaplar yazılan, filmler çekilen ve bugün moda ve lüks deyince ilk aklımıza gelen isimlerden biri olan bu sofistike kadın hakkında gerçekten neler biliyorsunuz? Chanel’e genellikle “Bir kız iki şey olmalıdır, şık ve muhteşem.” sözü atfedilir. (Gerçekten öyle olup olmadığı ise başka bir hikaye.) Coco hayatında her ikisi de oldu. En ünlü tasarımlarından stil ilham perisine kadar, işte bize küçük siyah elbiseyi bahşeden kadın hakkında bilinmesi gereken birkaç gerçek.
Ne yazık ki moda tasarımcısının çocukluğu bir peri masalından çok uzaktı. Chanel, 1883 yılında Fransa Saumur’da Gabrielle Bonheur Chanel adı ile Providence Rahibeleri tarafından yönetilen bir hayır hastanesinde çamaşırcı olan Eugénie Jeanne Devolle ve seyyar satıcı Albert Chanel’in çocuğu olarak dünyaya geldi. The Telegraph UK’nin haberine göre, annesi tüberküloz, yoksulluk, hamilelik ve zatürre gibi faktörlerin bir araya gelmesi sonucu öldüğünde Chanel sadece 12 yaşındaydı. Annesinin vefatından sonra Chanel’in babası onu ve iki kız kardeşini terk ederek rahibeler tarafından yetiştirildikleri manastıra bağlı bir yetimhaneye bıraktı. Dikiş dikmeyi de burada öğrendi, 18 yaşına geldiğinde artık yetimhane de kalamayacak kadar büyüdüğü için çoğu öksüz gibi Coco Chanel de Fransa’da bir katolik komün olan Moulins’de gündüzleri terzi, geceleri kulüp şarkıcısı olarak kariyerine en alttan başladı. Chanel sahneye ilk çıkışını Moulins pavyonu La Rotonde’da bir kafe olan (dönemin popüler eğlence mekânı) şarkı söyleyerek yaptı. Kazanılan para, şov bittiğinde kalabalığa uzatılan ve dolaştırılan tabakta toplanandan ibaretti . Gabrielle, gecelerini kabarede “Coco’yu Kim Gördü?” şarkısını söyleyerek geçirdiği bu dönemde “Coco” adını aldı. Hakkında çevrilen filmlerde de bu sahneye sık sık şahit olmuşuzdur. Bu lakabın kendisine babası tarafından verildiğini söylerdi ancak bu anlatı de gençliğine ait diğer detaylar gibi belki de hiçbir zaman böyle olmamıştı. Bazıları ise “Coco ”nun Ko Ko Ri Ko ve Qui qu’a vu Coco’dan geldiğine ya da Fransızca’da saklanan kadın anlamına gelen cocotte kelimesine bir gönderme olduğuna inanmaktadır. Bir şovmen olarak Chanel, kabarenin askeri müdavimlerini baştan çıkaran bir genç kızdı. Chanel hayatının ilerleyen dönemlerinde çocukluk hikâyesini biraz daha farklı anlatacaktı; genellikle doğru olmayan daha göz alıcı hikâyelere yer verecekti. Annesi öldüğünde babasının servetini aramak için Amerika’ya gittiğini ve kendisinin de iki teyzesinin yanına gönderildiğini söyledi. Ayrıca 1883’ten on yıl sonra doğduğunu ve annesinin o 11 yaşından çok daha küçükken öldüğünü iddia etmiştir. Mezara Gabrielle Chasnel olarak gitti çünkü doğum belgesindeki yanlış yazılmış ismini yasal olarak düzeltmek, onun bir düşkünler evinde doğduğunu ortaya çıkaracaktı.
Chanel, 23 yaşındayken Moulins’de genç bir Fransız eski süvari subayı ve tekstil varisi olan Étienne Balsan ile tanıştı. Sonraki üç yıl boyunca, Compiègne yakınlarındaki Royallieu şatosunda onunla birlikte yaşadı. Balsan, Chanel’i “zengin hayatın” ziynetleriyle elmaslar, elbiseler ve incilerle do-nattı. 1908 yılında Chanel, Balsan’ın arkadaşlarından biri olan Kaptan Arthur Edward ‘Boy’ Capel ile bir ilişki yaşamaya başladı. İngiliz üst sınıfının varlıklı bir üyesi olan Capel, Chanel’in Deauville’de ilk mağazalarını finanse etti. Chanel No. 5’in şişe tasarımının, Capel’in deri seyahat çantasında viski sürahisinin tasarımını uyarladığına inanılmaktadır. Coco Bu tasarımı o kadar beğenmişti ki, “zarif, pahalı ve narin bir camla” yeniden üretmek istiyordu ve tüm zamanların en çok satan kadın parfümü NO5 böylelikle doğmuş oldu. Aynı zamanda 5 rakamı Chanel’in uğurlu sayısıdır. Capel’in ölümünün ardından 25 sene sonra Chanel yakın bir arkadaşına onun ölümü ile birlikte birçok şeyi de kaybettiğini itiraf etmiştir. Ve nihayet 1919 yılına gelindiğinde Chanel modacı olarak tescil edildi ve Paris’te 31 rue Cambon’da maison de couture’ü kurdu.
Chanel, 1918 yılında Paris’in en gözde semtlerinden biri olan 31 rue Cambon’daki binayı satın aldı. Chanel, 1921’de giysi, şapka ve aksesuarlar içeren bir moda butiği açtı ve daha sonra mücevher ve parfümler sunacak şekilde mağazasını genişletti. 1927’ye gelindiğinde Chanel, rue Cambon’da 23 ila 31 numaralı binalar olmak üzere beş mülke sahipti. Chanel’in 1930’larda Westminster Dükü ile yaşadığı ilişki sırasında, tarzı kişisel duygularını yansıtmaya başladı. Küçük siyah elbiseyi yeniden keşfetmesi de bu gerçekliğin bir işaretiydi. “Az çoktur” anlayışının üzerine birçok koleksiyon tasarlamaya başladı. 1939’da, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında Chanel mağazalarını kapattı ve 31 Rue de Cambon’daki couture evinin üzerinde bulunan dairesini korudu. Moda için uygun bir zaman olmadığını söyledi; ve eyleminin bir sonucu olarak 4.000 kadın çalışan işini kaybetti. Alman işgali sırasında Chanel, Hotel Ritz’de ikamet etti. Modacı 15 yıl gibi uzun bir zaman aralığında İsviçre’de yaşadı. Seneler sonra Paris’e geri döndüğünde bir çok rakibinin sektörde yerini aldığını anlayacaktı. Ölümüne kadar 30 yıldan fazla yaşadığı Ritz otele yeniden yerleşti. Yardımcısına söylediği son sözleri fısıldarken artık gözlerini hayata kapatmıştı. ”Görüyorsun, işte böyle ölüyorsun.”




