VEGAN BESLENME YAŞLANMAYI YAVAŞLATIR MI?

41 yaşına basmış bir kadın olarak kaleme alıyorum bu yazıyı.
Öyle bir yaş aralığı ki, sanki her aynaya baktığımda yüzümdeki değişiklikleri
fark edebiliyorum. Değişim hiç bu kadar hızlanmamıştı. Cildimize harici ve
estetik dokunuşların yanı sıra insan elinde daha verimli bir formül olsun
istiyor. Tam da bunun için yazıyorum bu makaleyi ve masaya şu soruyu
bırakıyorum: Vegan beslenme yaşlanmayı yavaşlatır mı? Öncelikle konunun
terminolojisine hakim olmak amacıyla vegan beslenme ile bitkisel beslenme arasındaki
farka değinelim. Vegan beslenen kişiler hayatlarındaki bu seçimi hayvanların
yaşam hakları için yapmışlardır bu nedenle hayvansal herhangi bir tüketimde
bulunmamaya hayatlarının diğer kısımlarında da devam ederler. Kısacası bitkisel
beslenme amaç değil sonuçtur. Diğer taraftan sadece sağlık anlamında hayvansal
gıdadan uzaklaşmak ve daha çok bitkisel beslenmek isteyen insanlar da sadece
diyet temelli seçim yapabilirler. Konu yazının sonunda yaşadığımız gezegene de
bağlanacağı için önermeme ‘vegan beslenme’ olarak devam ediyorum.
Yediklerimizin bünyemiz üzerindeki etkisi tartışılmaz. Dr. Michael Greger “Ölmek
ya da Ölmemek” isimli kitabında bir çok hastalığa önleyici hekim gözü ile
bakıyor ve bu hastalıklardan en az zararla kurtulmamız veya hiç yakalanmamız
için tavsiyelerde bulunuyor. Önsözünde şöyle diyor Greger ‘burada bir vegan
savunuculuğu yapmıyorum, kanıtlara dayalı diyeti ve ne kadar bitkisel
beslenirsek o kadar iyi olduğunu öne süren mevcut en iyi bilimsel verileri
savunuyorum.’ Dolayısıyla vegan beslenmenin birçok pozitif etkisinden bahsetmek
mümkün. Fakat bu yazıda üzerine eğileceğimiz büyülü bir konu var; vegan
beslenmenin yaşlanma üzerindeki yavaşlatıcı etkisi. Yaşlanma – basitçe –
kromozom uçlarımızın ki bunların adı telomerdir, telomerlerin kısalması ile gerçekleşir.
Biz yaşlandıkça telomerler kısalır ya da telomerlerimiz kısaldıkça biz
yaşlanırız. Kalıtımsal yapısı dışında çevresel faktörlerin de bu yapıyı
etkilediği biliniyor. Örneğin sigara içmek, hareketsiz yaşam tarzı, stres ve
kronik enflamasyon kısalma ile direkt bağlantılıyken bitkisel gıdalar tüketmek
ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürmek telomer uzunluğunu etkiliyor.

2017 yılında Springer Nature Link’te yayınlanan bir makalede
ABD’li yetişkinlerde kan karotenoid seviyelerinin artmasının daha uzun lökosit
telomerleriyle önemli ölçüde ilişkili olduğu bulundu. Makalenin sonuç bölümünde
karotenoid açısından zengin gıdaların yüksek miktarda tüketilmesi telomerleri
korumada ve telomer uzunluğunu düzenlemede rol oynayabileceği belirtiliyor.
Karotenoid içeren gıdalar hangileri derseniz havuç ve bal kabağında en yüksek
seviyelerde bulunurken, ıspanak, domates, pancar, brokoli gibi bitkisel
gıdaların bünyesinde de mevcut. Konunun büyüleyici yanı; sanki yaşam iksiri
içiliyormuş gibi yaşlanmaya etki edebileceğinin ayırdına varmak. Bunu daha
yoğun bir şekilde gösteren bir belgesel ve devamında makalesi yayınlandı. Ne
Yersen O’sun: Bir İkiz Deneyi isimli belgeselde 8 hafta boyunca toplam tek
yumurta ikizlerinin biri sağlıklı hepçil ve egzersize tâbi tutulurken diğerleri
de sağlıklı vegan diyet ve egzersize tâbi tutuldu. Sonuçlar etkileyiciydi.
Vegan beslenenlerde diğerlerine göre anlamlı insülin, kolesterol ve kilo kaybı
görüldü. Özdeş ikizlerde omnivor ve vegan diyetlerin kardiyometabolik
etkilerine ilişkin bu randomize klinik çalışmada, sağlıklı vegan diyeti
sağlıklı bir omnivor diyete kıyasla daha iyi kardiyometabolik sonuçlara yol
açtı. Klinisyenler bu diyet yaklaşımını hastaları için sağlıklı bir alternatif
olarak değerlendirebilirler.

Vegan beslenenlerin hepçil beslenen ikizlerden önemli ölçüde
daha uzun telomerlere sahip oldukları ortaya çıktı. Deneye başlanan haftada
telomerler daha kısaydı. Telomer uzunluğundaki bu değişimin vegan beslenmeye
bağlı ortaya çıktığı tespit edildi. Normal şartlarda bunun çok daha hızla
yayılan ve üzerine düşülen bir bilgi olması gerekirken yaşlanmamızdan para
kazanan sektörün pek de iyi karşılamayacağı ve baskılamaya çalışacağı bir bilgi
olabilir. Yaşadığımız gezegenin sağlığının da kendi yaşamımız üzerindeki etkisi
büyük. Sonuç olarak bugün küresel iklim krizinin etkileriyle yoğun ve yorucu
bir şekilde yüzleşiyoruz. Dünyadaki kaynakların aşırı ve yanlış tüketimi bizi
küresel olarak bir çıkmaza götürüyor. Bu anlamda hayvancılık endüstrisi küresel
iklim krizinin baş aktörlerinden biridir. Etkisini yüzde olarak öğrenmek
istediğinizde karşınıza %14,5 veya %51 gibi farklı değerler çıkar. Çünkü
hayvancılık sektörü ekonominin en büyük çarklarından biridir ve gezegene,
hayvana, insana zarar da verse dönmesi gerekecektir. Bu nedenle konuyla ilgili
sağlıklı bilgiye ulaşmak genelde zordur. Ama bugün biliyoruz ki her yıl
milyonlarca hayvan üretiliyor ve tüketiliyor. Küresel iklim krizi bugün normal
yaşantımızda stres yaratan ana faktörlerden biri haline gelmiştir. Stres ise
başta söylediğimiz gibi yaşlanmayı hızlandıran en önemli etkenlerdendir. Sonuç
olarak yaşamlarımızı üzerinde yaşadığımız gezegenden bağımsız düşünemeyiz.
Doğanın bir parçası olan bizler kendimizi ayrı bir noktaya konumlandırıp her
daim onu tüketmek yerine, ekosistemin bir parçası olduğumuzu hatırlamalıyız.
Belki bu anımsama sayesinde hayatımız ve tükettiklerimiz üzerine yeniden düşünürüz
ve daha etik seçimler yaparız. Bu pozitif değişimin sonuçlarını kendi
sağlığımız, doğanın ve gezegenin sağlığı üzerinde görebiliriz.

İlgili Yazılar

spot_img

GÜNCEL YAZILAR