Müzikte Estetik

Günümüzde çoğunlukla her konuda güzelliğin, hoşluğun ve beğeni değerlendirmelerinin ön planda olduğunu görmekteyiz. Kendimize de kimi ufak dokunuşları bazen sağlığımız gereği ve bazen de estetik kaygılar çerçevesinde yaptırmıyor muyuz? Beğenilmek, onaylanmak gibi durumları da içeriyor mu bu kaygılar acaba…

Peki ya sanatta durum ne acaba?

Ben konuyu müzik tarafından ele alacağım.

Öncelikle değinmek gerek ki estetik algı, bir konuyu ya da durumu değerlendirirken kişilerin verdiği duygusal tepki ve tavırların toplamı diyebiliriz. O zaman bu durumda müzikte estetik algı, müzik severlerin ya da dinleyicinin bir müzik parçasına, bir esere olan duygu ve düşünceleridir diyebiliriz.

Estetik algının oluşmasında müzikal alt yapıların, armoninin, melodinin, ritmin, tempo ve dinamiklerin ve tabii ki bireysel zevklerin katkısı bulunmaktadır. Buna göre bahsedilen bu ifadeleri biraz daha yakından inceleyelim.

Melodi, bir müzik parçası için beğeni oluşturmanın temellerindendir. Melodiler akılda kalıcı olabildiği gibi, karmaşık, takibi ve mırıldanması zor da olabilir. Kimi dinleyiciler bu melodi farklılıklarını severken, kimi ise eşlik edebildiği ve bu melodi kulağıma tanıdık geliyor diyebileceği müzik yapılarını kendine daha yakın bulur.

Ritim müziğin zamansal yapısıdır. Hızlı, yavaş, aksak, dinamik, rahatlatıcı vs… Uzun yolda başka, işten eve dönerken başka, sporda başka ritim kalıplarında müzikler dinleriz. Hatta ritim yapısı açısından belli bir metronomun üzerinde olan müzik parçalarının kalori yakımına etkisi olduğu bile konuşuluyor.

Armoni, notaların belirli bir sistem içinde bir araya gelerek oluşturduğu akorlar ve kendi içerisindeki uyumdur. Konsonans yani daha uyumlu tınlayan ses ve akorlar rahatlatıcı ve dengeli bir etki sağlarken, Disonans yani uyumsuz tınlayan ses ve akorlar farklı hisler gerilim ve dram yaratabilir.

Buradaki uyumsuzluk aslında kulağın tınısal ayrıma varabilmesi için yapılan örneklenmedir.

Günümüzde Dissonans tınılar ile de yeni müzikal arayışlar yapılmaktadır.

Müzikte Dinamikler ise ritm kalıbına ek olarak kullanılan ve ritimle beraber müzik eserlerine

tamamen karakterini kazandıran ifade biçimleridir. Ritimde hız unsurlarını konuşurken dinamikte ise sesin yükseklik, alçaklık ve ifade biçimlerini konuşuruz. Örneğin, kuvvetli çalış anlamına gelen FORTE, orta ses yüksekliğinde çalınmayı ifade eden MEZZO FORTE , hafif ve yumuşak çalınmayı ifade eden PİANO , alçak sesten yüksek sese gidilmesini ifade eden Cressendo ,yüksek sesten alçak sese doğru gidilmesi gerektiğini ifade eden Decressendo gibi.

Müzikte başlıca ele aldığımız eseri oluşturan ve kulağımıza nasıl geldiğini belirleyen ögeler aslında biraz da tamamen kişisel algı ve beğeniye bağlı. Müzik dinleyicilerinin bireysel donanımı, tercihleri, motive oldukları, stres attıkları, konsantre oldukları ve boş zamanlarında dinlemeyi tercih ettikleri müzik türleriyle tamamen kişisel bir durum aslında. Günümüzdeki beğenmek- beğenmemek durumu sanatsal alanlarda da zaman zaman gözlemlenebiliyor.

Besteci ya da sanatçılarda da estetik kaygılar olabilir. Uyumlu yani konsonans olarak

adlandırdığımız sesler genellikle daha rahat duyuma uygundur. Armonik olarak belli başlı tercih edilen modeller kullanılarak çoğunlukla kulağa hoş gelen akılda kalıcı melodi türleri ile oluşturulan besteler genellikle dinleyicinin onayını alırken risk alan ve farklı duyuşsal arayışlara giden, besteciler de onay almak kaygısını bir kenara bırakıp kendilerini geliştirmek için müzik yapabilirler.

Bazen her iki durumda da bestecinin ya da sanatçının yaptığı çalışmada estetik kaygı vardır.

Eserin beğenilmesi, dinleyicileri yorumu vb…

Güzellik kavramının ne kadar göreceli olduğunu bildiğimize göre, sanatsal müzikal çalışmalarda da var olan estetik beğenilme kaygısının normal olduğunu ve yapılan sanat ya da bestenin de ne kadar beğenisel anlamda göreceli olacağını ve estetik algının da kişiden kişiye değiştiğini unutmamak gerek.

İlgili Yazılar

spot_img

GÜNCEL YAZILAR