İSVİÇRE – PEYNİR? ÇİKOLATA?

İsviçre; uzun zamandır yaşadığım, bütün eğitim yıllarımı geçirdiğim kartpostal edasıyla adeta masal aleminden çıkmış bu ülke aynı zamanda çikolata ve peynir krallığı. Gravyar, Emental, Tilsiter, Appenzeller derken %55 oranlarına varan yağ içeren bu peynirler dost mu düşman mı?

Yaşlıların çoğunlukta olduğu ve çok uzun yıllar sağlıkla yaşadığı bu ülkenin en vazgeçilmez besin kaynağı peynir. İsviçre’nin obezite oranının en düşük ülkeler arasında olması ve kardiyo vascüler sorunlarının az olması aklımıza şu soruyu getiriyor. Peynirden korkmalı mıyız?Uzun yıllar çok yağlı deyip korktuğumuz bu peynirler aslında önemli bir protein kaynağımız Besili ineklerin özgürce dağlarda bayırlarda dolaştığı bir ortamda elde edilen sütlerden itinayla ve yüzyıllardır aynı sistemle üretilen bu peynirler tam bir sağlık deposu.

80 ve üstü insanlar 2000 metre yüksekliklere tırmanabiliyorlarsa, obezite yoksa, hafızalar yerindeyse haydi herkes föndüye, raklete buyursun. Veee Gruyeres tatlı geleneği olarak kestaneden vermicelles, duble Gruyeres kreması, frambuaz ve kahveniz için çikolatadan mini taslar içinde Gruyeres sütü. Daha ne olsun!

İşin özü bu tertemiz oksijen, D vitamini (tereyağdan) hiçbir yabancı madde karıştırılmamış tereyağlar, peynirler, sütler ve o sütlerden çikolatalar üretiliyor derken kalp damarları tıkanmıyor, şişmanlık neredeyse yok denecek kadar az. Tabii bir İsviçrelinin öğün atladığı görülmemiştir. O masaya 3 kere mutlaka oturulacak!

Gerçek bir hikâye aynen şöyle gelişti seneler önce. İsviçre hava sahasında şüpheli bir aktivite üzerine hava kuvvetlerine kontrol emri veriliyor. Gelen yanıt hayli enteresan ‘şu anda öğle yemeğindeyiz, akabinde ilgileneceğiz’ vay vay vay.

Tabii bütün bu yüksek değerde besinler, salamlar, sucuklar, şaraplar, tatlılar vs zevkle yenirken ne oluyor da şişmanlatmıyor?

Saatinde yemek tüketmek, zaten iyi restoranların hiçbiri 14.00 sonrası açık değildir saat 19.00 akşam yemeğine kadar, taze ve sezonunda pişirilmiş öğünler, kendi işimizi kendimiz görmek yani hareket etmek, bol yürüyüş yapmak, kayak, göllerde yelken, dağcılık ve hep açık havada uğraşılar. Spor salonları vs çok alışılagelmiş bir hayat tarzı değil, bunlar yeni trendler zaten Türkiye’deki gibi şahane de değiller.

Yani sevgili dostlar kısacası doğaya ne kadar yakınsak o kadar sağlıklı oluruz, yaşamdaki tüm canlılarla dost olup saygıyla bütün olabilmek yaşam kalitemizi arttıracaktır. Ruhumuza yatırım yaparsak iç dünyamız da dış görüntümüz de mükemmel olacaktır.

‘Kirli çevre insanın ruhunu kirletir, kirli ruhlar çevreyi kirletir’ Hz. Mevlâna

Size peynirlerin kralı sayılan Gruyèreden ortaçağ köyünden,kalesinden ve üretim yerindende bahsetmek istiyorum. Ve tabiiki aynı bölgede üretilen Cailler çikolatalarından.

Gruyère’in ilk kayıtları, süt çiftçilerinin ihtiyaç zamanları için sütlerini saklamak amacıyla yaptıkları ortaçağ zamanlarına, tam olarak 1115’e kadar uzanıyor. Adını, ilk olarak ortaya çıktığı ve Fransız sınırına yakın olan İsviçre Alpleri’ndeki Gruyères kasabasından alıyor. Kasabanın etrafındaki güzel dağlar ve vadiler ineklerin gezip otladığı yerlerdir; temiz hava, tatlı otlar ve yemyeşil otlaklar sütü özellikle yüksek kaliteli hale getirir ve bu da peynire inanılmaz lezzetini verir.

Cailler, Broc merkezli bir İsviçre çikolata markası ve üretim fabrikasıdır. 1819’da François-Louis Cailler tarafından Vevey’de kurulmuş ve 20. yüzyılın başlarında diğer üreticilerle ilişki kurana kadar bağımsız kalmıştır. Cailler, 1898’de Broc’ta ana fabrikasını açmıştır.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

İlgili Yazılar

spot_img

GÜNCEL YAZILAR