HUKUKTA YAPAY ZEKA

Yapay Zekanın günlük hayatımızın her alanında kullanılmaya başlaması, hukuk alanında nasıl düzenleneceği önem kazanmıştır ve hukuki düzenleme eksikliği gün geçtikçe kendisini göstermektedir. Temel hareket noktası yapay zekanın henüz hukuki kişiliğe sahip olmamasından kaynaklanmaktadır. Yine yapay zekanın kendi kendine öğrenme yeteneğine de sahip olması zamanla bir bilinç geliştirmesine imkân verebilecek olması ile sadece programlanmış etkinlikleri yapmanın ötesine geçerek bağımsız karar alabilme yetisine kavuşması hukuki açıdan sorulara ve sorunlara neden olmaktadır. Bu da irade sahibi varlık gibi seçim yapma, kendi geleceğine karar verme gibi konularda hak sahibi olmalarını sağlar.

İnsanların yapay zekaya karşı korkusunun temeli budur:

Yapay Zeka hızlı işlem yapma kabiliyeti ile giderek güçlenecek, insanları rakip ve tehdit olarak görecek, insanlığa karşı silahlanacak ve insan ırkını yok etmeyi ve/veya köleleştirmeyi hedefleyecektir. Bu hedefine maalesef saldırgan şekilde ulaşmaya çalışacaktır. Örneğin Matrix filmi bu senaryoya örnek teşkil etmektedir. Diğer yandan yapay zekanın insanlığa faydalı olacağı da göz ardı edilemez. Örneğin Dünyaya çarpması beklenen göktaşının yörüngesinin bu göktaşına bir uzay aracı çarptırılarak saptırılıp saptırılmayacağını denemek için Yapay Zeka kullanılmış ve sonuç olarak yörüngesini saptırmayı başarmıştır.

Konu hukuken ele alınacak olursa, herhangi bir hukuki kişiliğe sahip olmadıkça yapay zekanın gerçek anlamda hukuki bir düzenlemenin öznesi olması şimdilik mümkün değildir.

Hukuk mesleği açısından bakarsak; sözleşmelerin hazırlanması ve karşılaştırılması gibi işlerde avukatların işini çok kolaylaştırmakta ve hızlandırmaktadır. Ancak hukuki temele dayalı dilekçeler yazma, yasal araştırma yapma ve yönünü belirleme gibi konularda yapay zeka başarılı olamamıştır. Duruşmada müvekkilini temsil etmek ise henüz mümkün görünmemektedir. Zira bir avukatın müvekkilleriyle, davanın karşı tarafı asil ile ve avukatıyla ve hakimle ve tanıklarla sahip olması gereken iletişimler daha çok aniden gelişen durumlardır. Önceden planlanmış öngörülmüş etkileşimler değildir. Belirli kurallara kalıplara tabi olmayan, duygusal zeka ve spontane tepki gerektiren hallerdir. Diğer yandan müvekkillerin avukatı ile iletişim kurarak güvenmeye ihtiyacı vardır. Böylece bir avukatı vazgeçilmez yapan şeyin karşılıklı kişisel iletişim ile duygusal zeka olduğu inkar edilemez ve bugün için bu özellikler bir yapay zeka tarafından karşılanamamaktadır. Bununla birlikte yapay zeka yazılımları avukatların yerini alamayacaksa da, yardımcı unsurlar olarak oldukça önemlidir.

Hukukçuların üzerinde durması gereken soru şudur:

Hukukçunun adalet duygusunu sağlama görevi var mıdır ve ne şekilde gerçekleşecektir? Eğer adaleti sağlama görevi yürürlükteki yasayı olaya uygulamaktan ibaret ise bir tür montaj mı yapmaktadır?

Hukukçunun üzerinde çalıştığı dosyanın konusu ne olursa olsun öznesi insandır. Adalet duygusu sadece kanunların doğru uygulanmasından mı ibarettir?

Mevzuat bir şekilde yapay zekaya yüklenebilecek olsa da; onur, irade, kusur, gelenek gibi kavramların eklenebileceği aşamaya gelinmesine daha çok uzun zamanın gerekeceği açıktır.

İlgili Yazılar

spot_img

GÜNCEL YAZILAR