Sizce hayvanlar korkar mı? Ya da gözyaşı döker mi? Mutlu olurlar mı? Eğer bir hayvan ile birlikte yaşıyorsanız bu soruya mutlaka ‘evet, kesinlikle!’ cevabını verirsiniz. Çünkü kedinizi veya köpeğinizi bir çok kez gözlemlemişsinizdir. Havai fişeğinde korktuğunu, eve geldiğinizde heyecanlandığını ve bunun gibi bir çok duygu geçişini farketmişsinizdir. Fakat bilim dünyası hayvanların duyguları konusunda maalesef bu kadar açık ve net değil ve herhangi bir bilim insanına başlıktaki soruyu yönelttiğinizde hayal kırıklığına uğramanız mümkün. Peki bilim hayvanların duygularına dair ne diyor?
Dünyayı evrim teorisi ile tanıştıran Charles Darwin’in nedense çok da ünlenmeyen bir kitabı var:
The Expression of the Emotions in Man and Animals. Darwin bu kitapta, hayvanların da duyguları olduğundan bahsediyor. Korku, mutluluk, öfke gibi duyguların evrimsel süreçte bizlere atalarımızdan miras kaldığını söylüyor. Fakat kitabın yayınlandığı yıllarda Avrupa’da filozof Descartes’ın düşünceleri hakimdir. Descartes’e göre hayvanlarda akıl ve zihin yoktur, bu sebeple hayvanlar birer robottur.
1900’ lü yılların başlarında yaşanan Akıllı Hans Olayı ise hayvanlarla ilgili araştırmaları çoğunlukla negatif etkilemiştir. Fakat yaşananlardan ders çıkarmayı bilen bilim insanlarına da iyi birer örnek olmuştur.
Yarasalarda ekolokasyonu keşfeden saygın bilim adamı Donald Griffin 1976 yılında yayınladığı ‘The Question of Animal Awareness’ kitabında bilim adamlarını hayvanların bilincine dair araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Kitapla birlikte hayvan bilincine dönen ilginin ardından bu araştırma alanına bir isim verilmiştir: Bilişsel Etoloji Hayvanların duyguları üzerine araştırma yapmak isteyen bilim insanları bilişsel etoloji alanında bilinç üzerine çalışır. Çünkü duyguların temelini bilinç oluşturur. Çeşitli disiplinlerde farklı tanımlarına rastladığımız bilinç kavramı için primatolog Frans De Waal kitabında şöyle der; “Bilinç, bilginin işlenmesinden başka nedir ki?” Duyu organlarımız aracılığıyla aldığımız sinyalleri beynimiz çevremize dair bilgiye dönüştürür. Bu bilgi sonucunda bir duygu ve bazen de bir hareket oluşur.
Bilişsel etoloji alanında yapılan bir çok araştırma ile hayvanların bilincine ışık tutulmuştur. Picasso ve Monet tablolarını birbirinden ayırt edebilen bal arılarından, çocuklar için tasarlanmış ve hazzın ertelenmesini ölçen Marshmallow testini geçen mürekkep balığına, alet kullanan ahtapottan birbirlerine isimleriyle hitap eden yunuslara, bir kavganın ardından barışan şempanzelerden eşitliğin bozulmasıyla isyan eden kapuçinlere kadar bir çok farklı türde, farklı yol ve yöntemlerle bilinçli deneyimin kanıtlarına ulaşıldı. Sadece insanın bilince sahip olduğunu düşünmek evrimsel sürekliliğe ters düşer. Çünkü bilinç aniden insanoğlunda beliren bir özellik değildir, evrimsel süreçte değişerek gelen ve biz ihtiyaç duydukça gelişen bir yetenektir.
Geçtiğimiz nisan ayında NY Üniversitesi Hayvan Bilinci Deklarasyonu yayınlamdı. Bildirgede tüm omurgalı canlıların ve omurgasız canlıların da büyük bir bölümünün bilinçli deneyim yaşadığının bilimsel verilerle kanıtlandığı yazıyor. Ve ekliyor; hayvanlara karşı davranış ve tutumumuza karar verirken karşımızdaki canlının bilincini unutursak bu sorumsuzluk olur.
Sonuç olarak yapılan çalışmalar gösteriyorki hayvanların duyguları vardır. Korkarlar, mutlu olurlar ve hatta dahası karar verirler, davranış esneklikleri vardır, stratejik davranırlar, tercih yaparlar, öğrenirler, geçmişin ve geleceğin farkındadırlar, sebep ve sonuç ilişkisini kurarlar, hazlarını ertelerler, çıkarım yaparlar, öz farkındalıkları vardır. Bilişsel yetenek her türde ve bireyde farklı seviyelerdedir çünkü bilinç ihtiyaç duyulduğu takdirde gelişen bir yetenektir. Yazıyı bir adım daha ilerletip insan bilincine dair yönelttiğim bir soruyla bitirmek isterim; peki insan bilinci, kendisi dışındaki diğer hayvanların da acıyı hissedip haz duydukları gerçeğini görmezden gelmeyi bırakarak, davranışlarını etik bir çizgiye çekebilecek, türcü bakış açısını sorgulayıp tüm türlere aynı düzlemde yaklaşabilecek, hiçbir hayvanın sömürülmesine ve kullanılmasına izin vermeyecek şekilde seçimlerini ve yarattığı sistemleri değiştirebilecek davranış esnekliğine sahip midir?




