“Erken Yaşta Müzik Eğitimi ” Gerçekten Gerekli mi ?

Herkese merhaba, bu sayıdaki köşe yazımda çoğu ailenin merak
ettiği bir konuya yer verdim. Günümüzde her çocuk gerek kendi istekleri ile gerekse
ailelerinin ön görmesi ile bir hobiye ya da etkinliğe, öğretiye
yönlendiriliyor. Peki erken yaşta müzik eğitimi almak çocukların duygusal ve
davranışsal olarak farklılık göstermesine katkıda bulunuyor mu ?

Konuya farklı bir bakış açısı almak adına Sakarya
Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr.
Nevra Küpana ile gerçekleştirdim.

Zeynep Bulgulu Asrar: Nevra Hanım, öncelikle söyleşimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Müzik eğitimi üzerine olan çeşitli çalışmalarınızdan ve bu konu üzerinde
yaptığınız akademik yazılardan da yola çıkarak görüşlerinizi öğrenelim. Müzik
eğitimi sizce her çocuğun okul öncesi ya da eğitimi süresince alması gereken
bir eğitim midir?

Doç. Dr. Nevra KÜPANA: Merhaba, akademik çalışmalarım piyano eğitimi alanında olduğu kadar genel müzik eğitimi alanında da yoğunlaşmaktadır. Özellikle müziğin çocuk gelişimi üzerine olumlu etkileri, müzik psikolojisi alanında yurtdışında post-doktora çalışmalarıma vesile olmuştur. Profesyonel ve/veya amatör müzik eğitimi alan ve almayan çocuk ve gençler üzerine yaptığım araştırmalara dayanarak söyleyebilirim ki müzik eğitimi her çocuğun alması gereken bir eğitimdir.

Z.B.A. : Her zaman öneminden bahsettiğimiz ” Küçük yaşta müzik eğitimine başlamak” çocuğun gelişimine sizce nasıl etki ediyor, bu konuyla alakalı yaptığınız çalışmalar olduğunu biliyorum sizin annelere ve okuyuculara önerecekleriniz neler ?

N.K: Müzikle ilk temas anne karnında başlar, bebek sesleri tanır, çeşitli ses yüksekliklerini fark eder, melodik algı gelişmeye başlar. Bebeğin anne karnındayken dinlediği müzikleri, doğduktan sonra tanıdıkları ve bu müziklere reaksiyon verdikleri bilinmektedir. Çocuğun gelişimi ile ritmik ve melodik algılamaları da gelişir; bu gelişim her çocuk için birebir aynı süreçte sağlanmayabilir ancak okul öncesi dönemde genel
olarak kazanım sağlanabilecek müzikal davranış ve beceriler bulunmaktadır.
Bunlara örnek olarak ince ve kalın sesleri ayırt edebilme, yavaş ve hızlı
tempoları ayırt edebilme, müziğe uygun beden hareketleri yapabilme, müziğe
uygun tempo tutabilme ve basit ritmik motifleri tekrarlayabilme davranış ve
becerilerini verebiliriz. Şüphesiz ki bireysel farklılıklar, özel müzik
yeteneği ve genetik faktörlerin yanı sıra anne karnında müzikle daha sık temas
halinde olan bir çocuğun yaşıtlarına göre bu becerileri daha gelişmiştir. Bu
verdiğim örnekler müzikal gelişimin ilk basamakları, tabii ki müzik çok derin
bir alan ve uzun soluklu bir eğitim süreci gerektiren özel bir sanat ve aynı
zamanda bir bilim dalı. Çocuğun genel gelişimi ile ilgili olarak ise müzik;
bilişsel, fiziksel, duygusal, sosyal, kültürel gelişimde önemli rol oynar.
Özellikle okul öncesi dönemde müzikal faaliyetlerle uğraşmak beyin gelişimine
ve esnekliğine, dil gelişimine, ince motor gelişime, yaratıcılığın
desteklenmesine katkı sağlar. Bu sebeple ebeveynlere önerilerim erken yaşta
çocuklarını müzikle tanıştırmak, özellikle okul öncesi dönemde müzik ve hareket
temelli çeşitli yöntemlere başvurmak. Yararlanılabilecek bu yöntemlere örnek
olarak Orff, Dalcroze, Kindermusik, Music Together, Montessori gibi
yaklaşımları verebiliriz. En önemli önerim hangi yaklaşım seçilirse seçilsin o
alanın uzmanı ve yetkin eğitimcilere çocuğumuzu emanet etmek. Tabii çocuğu
yönlendirip tek başına gelişmesini bekleyemeyiz, yaşadığı ortamda müzikal,
sanatsal ve genel gelişimini destekleyici zemin hazırlamak ebeveynlerin görevi
olmalı. Çocuktan müzik dinlemesini beklemek yerine ebeveyn olarak müzik
dinlemek, müzik dinlemeyi bir eylem olarak görmeyip yaşamın bir parçası haline
getirmek, onun psikolojik ve duygusal gelişimine uygun müzik seçimlerinde
bulunmak, çocuğumuzla birlikte onun yaşına ve anadil gelişimine uygun şarkılar
söylemek, dinlenen müziğe beraber tempo tutmak ve özellikle anne karnında dinletilen
müzikleri belli aralıklarla doğumdan itibaren dinletmek ve bu şekilde müzikal
hafızasının gelişimine katkıda bulunmak mümkündür.

Z.B.A.: Peki müzik eğitimi çocuğu her alanda etkilerken, duygusal davranışlarını ne şekilde etkiliyor sizce?

N.K: Müziğin duygusal gelişim üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır. Çocuğu, dinlediği veya çaldığı müziğin duygusal niteliklerini tartışmaya teşvik etmek, hayal gücünü ve estetik duyularını keşfetmesine yardımcı olmak, rahatlama ve imgeleme için müzikten yararlanmasını sağlamak, doğaçlama ile kendini ifade etmesine fırsat vermek ve müzik yoluyla sosyalleşmesine katkı sağlamak önemli müzikal deneyimlerdir. Bu müzikal
deneyimlere gerek ev ortamında gerek müzik eğitimi sürecinde yer vermek çocuğun
duygusal gelişimini destekler; duyguları doğru anlama, algılama, değerlendirme
ve ifade etme becerilerini geliştirerek duygusal zeka düzeyini arttırır.
Özellikle dezavantajlı çocukların topluma kazandırılmasında sosyal duygusal
öğrenme modelinden yararlanılmaktadır, çeşitli çalgı veya ses topluluklarında
görev alan öğrencilerin empati, iletişim, sosyal uyum, liderlik vb.
becerilerinin gelişmesi desteklenmektedir.

Z.B.A: Müzik eğitiminin çocuğun duygusal ve davranışsal gelişimine katkısı olduğunu hep söylüyoruz, peki sizce, zeka gelişimi hakkında ne gibi pozitif katkıları olabilir bu konuyla alakalı görüşleriniz nelerdir?

N.K: Müziğin bilişsel gelişim üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki erken çocuklukta alınan müzik eğitimi -özellikle çalgı eğitimi- beyin esnekliğine katkı sağlamaktadır ve sağlanan önemli nöral değişiklikler yetişkinlikte de
korunmaktadır. Müzik, beynin sağ ve sol yarımküreleri arasında önemli bir
birleştirici özellik taşımaktadır. Müzik eğitimi sadece müzikal hafızayı
güçlendirmekle kalmaz, görsel, işitsel, kinestetik hafıza türlerinin
güçlenmesine de olumlu katkı sağlar. Yurtiçi ve yurtdışında yapılan çeşitli
araştırmalar, müzik eğitimi alan çocukların müzik eğitimi almayan çocuklara
kıyasla çeşitli hafıza, akıl yürütme, sözel, görsel, işitsel, IQ, sayı, işlem
vb. testlerinde daha yüksek puan aldıklarını göstermektedir. Ayrıca dil
kazanımı ve müzik öğrenme süreçleri arasında benzerlik bulunduğundan dil
gelişimi, okuma yazma becerileri üzerinde de müzik eğitiminin olumlu
etkilerinden söz edilebilir. Bunların yanı sıra özel öğrenme güçlüğü yaşayan
öğrencilerin ritmik eğitim yoluyla aşama kaydettikleri bilinmektedir. Tüm
bunların akademik başarıya olumlu katkıları düşünüldüğünde müzik eğitiminin
genel eğitimin ayrılmaz bir parçası olduğu görülmektedir.

Konuya getirdiği akademik bakış açısı ve aydınlatıcı bilgileri için Sayın Doç. Dr. Nevra
Küpana’ya çok teşekkür ediyorum. Birçok yazımda bahsettiğim ve konuğumun da
belirttiği gibi müzik eğitimi anne karnında başlıyor ve çocuğun birey olma
yoluna doğru bir şekilde eşlik ettirildiği takdirde de uzun süre ona eşlik
ediyor. Anne karnında başlayan eğitim demek hemen eline defter kitap alıyor
demek değil. Bilinçli ve sistemli bir şekilde seçilen ve belli aralıklarla
annenin dinlediği ve sonrasında da çocuğa dinletilen müzik-melodiler, aynı
müziklerin çocuğun hayatına ve serbest zamanlarına eşlik ettirilmesi ve sonrasında
da müziği fark ettirmeden analiz ettirmek bu eğitimin temellerini oluşturuyor.
Dinletilen müziğin içindeki sesler, ritim farklılıkları, yükselmeler,
alçalmalar mutlaka çocukta bir farkındalık, duyuş gelişimi yaratacaktır. Ve en
sonunda ebeveynlerin kendi çabalarıyla oluşturdukları bu alt yapıya ve eğitime,
iyi seçilmiş bir konunun uzmanı ile devam etmek süreci güzel bir şekilde
tamamlayacaktır.

İlgili Yazılar

spot_img

GÜNCEL YAZILAR