Denge: Yüzey ve Derinlik
Longevity, wellness, telomerler günümüzde en çok önemsenen ve trend haline gelen
konulardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Çoğumuzun hayatında en önemsediğimiz şeyler
‘genç’ ‘sağlıklı’ ve ‘güzel/ yakışıklı’ olmak oldu. Kadın erkek fark etmeksizin estetik, her bir
birey için oldukça önemli hale geldi. Günümüzde insan aynaya bakıp “ne eksik” zihniyetiyle
kendini sürekli eleştirir halde. Nasıl daha genç gözükürüm? Nasıl daha güzel/ yakışıklı
olurum? Nasıl daha incelirim? Gibi zihindir dolanan sorularla genç erişkin fark etmeksizin
estetik kaygılar insanları ciddi psikolojik rahatsızlıklara sebep olacak kadar etkiliyor. En
önemlisi de tüm bunlar insanı kendi benliğinden uzaklaştırıyor.
Yüzey, derinlikten daha önemli bir hale geldi. Günümüzde dışarıya nasıl göründüğümüz, pek
çok kişi için içeride nasıl olduğumuzdan daha önemli bir hale geldi. İnsanlar artık karakter
veya kişilik arayışında değil. Önemli olan görsellik, şekil ve estetik. Peki bu durum ilişkiyle var
olan insanoğlunu nereye sürüklüyor? İnsan estetik olarak kendini yeterince beğendiğinde
gerçekten yaşamıyla ilgili tatmin ve mutlu hissediyor mu? Yoksa bu ucu bucağı olmayan,
“Tamam yeterince güzel, sağlıklı ve gencim.” noktasına gelinemeyen bir durum bu?
Erişilecek nokta neresi? Daha doğrusu erişilecek olan ne biliyor muyuz? Bunlar üzerine tek
tek derinlemesine tefekkür etmek gerekli.
Yaşamda DENGE çok önemli bir unsur. Doğa’da Dünya’da, Evren’de hep bir denge var..
insan yaşamına baktığımız zaman ise denge çoğumuzun yaşamında yok. Mutsuzluğun esas
kaynağı dengeyi bulamamakta. Bu yüzeysellik ve derinlik dengesini kaybettiğimiz için artık
dış görünüş içerideki varoluştan daha kıymetli oldu.
Yaşama baktığımızda insanın en büyük arayışı anlam. Ne yazık ki kadınlar ve erkekler
yaşamlarında anlam bulabilmek için daha güzel, daha genç, daha fit, daha varlıklı olma
arayışındalar. Fakat anlam, ancak içeride bulunabilen ve insanı kendinden öteye; diğerlerine,
doğaya, yaşama, evrene bağlayan bir şey.
Neden mutsuzum dediğimizde en çok da sahip olmadıklarımıza takılıyoruz. Fakat gerçek şu
ki insan içeriye bakmadıkça genç, sağlıklı, fit, güzel/ yakışıklı olsa dahi mutluluğa erişemiyor.
Mutluluk; sadelik, doğallık ve en önemlisi de denge ile oluşuyor. Dışarıya ne kadar yatırım
yapıyorsak içeriye de en az o kadar yatırım yapmalıyız. Dünyadaki en güzel ve en çok
ışıldayan insanlar bunun dengesini kurabilmiş olan insanlar. Madde kadar maneviyata da
önem veren kişiler. Bu denge kuruldukça insan derinden bir tatmin duygusu hissediyor.
Yaşama bağlanıyor. Anlam buluyor.
Bir denge içerisinde doğallığı kaybetmeden en iyi fiziksel halimize dönüşerek; açık, sevgi ve
cesaret dolu derinlikli bir kalp geliştirdiğimizde yaşam bize en güzel deneyimleri sunmaya
başlayacaktır. Ve bu mümkün.




