Cristobal BALENCIAGA

“Büyük bir tasarımcı biçim için bir mimar, renk için bir ressam, uyum için bir müzisyen ve ölçü için bir filozof olmalıdır.”

Balenciaga’nın modada en hoşlanmadığı şeyleri tanımlamak için sık sık kullandığı kısa, özlü bir İspanyolca kelime varmış. Cursi; bayağılık ve kötü zevk anlamına geliyor. Elbette yazıma böyle girişle başlamamın bir nedeni var. Bunun için meraklı moda okurlarının markanın geçmişine bakmasını öneririm, tasarımcının kariyerinin başından sonuna kadar yapmış olduğu işlere, yarattığı silüetlere baktığımızda markanın bugünki imajından ne kadar farklı ve uzakta olduğunu göreceksiniz. Mükemmel işçiliği ve yenilikçi tasarımlarıyla tanınan İspanyol modacı Cristobal Balenciaga, haute couture’un ‘Ustası’ olarak biliniyordu. Onun izinden gidenlere ilham veren çalışmaları ve sahip olduğu vizyon eşsizdi. Haute couture, şefi Balenciaga olan bir orkestra gibidir demek doğru bir benzetme olacaktır. Kaderin cilvesine bakın ki, moda evinin bugün yaratmış olduğu koleksiyonlar birçok moda eleştirmeni tarafından zevksiz olarak nitelendiriliyor! Markanın bu iki dönemini karşılaştırdığınızda tek bir ortak nokta olduğunu göreceksiniz, o da her iki dönemde de aykırılık ve çağının ötesinde bir tasarım anlayışını benimsemeleri.

1895 yılında Guetaria, İspanya’da doğdu. Maalesef 11 yaşında yerel bir balıkçı olan babasını kaybetti. Bu nedenle, küçük yaşlardan itibaren soylu bir evde terzi olan annesine yardım etmeye başladı, mesleği öğrendi ve dikiş ve kalıp yapımına aşık oldu. Annesinin müşterilerinden biri olan Marquesa de Casa Torres, onu resmi moda eğitim alması için Madrid’e gönderdi. Eğitiminin hemen ardından 24 yaşında İspanya’nın San Sebastian kentinde ilk butiğini açtı. Balenciaga 1931’de iflas etti ancak daha sonra Madrid ve Barselona’da yeniden mağazalar açtı.

Bu süre zarfında İspanyol kraliyet ailesi ve aristokrasi onun tasarımlarını giydi ancak İspanya İç Savaşı nedeniyle mağazalarını kapatmak zorunda kaldı. O dönemde Barselona şehri Kraliçe Maria Cristina’nın gözde sayfiye yeriydi ve bu nedenle tasarımcı ve sanatçı Cristobal Balenciaga’nın dikişe olan yeteneğini hemen fark eden çok sayıda aristokrat aileyi de kendine çekiyordu. Bu şekilde Haute Couture dünyasına girdi ve ülkenin en zengin aileleri için parçalar yaratmaya başladı.

İç Savaş’ın patlak vermesi üzerine Balenciaga Paris’e sürgün edildi ve burada Ağustos 1937’de Avenue George V’de ilk couture evini açtı. Aralarında Oscar de la Renta, Madeleine Vionnet, Christian Dior, Coco Chanel ve Hubert de Givenchy’nin de bulunduğu diğer tasarımcılara eğitim verdi ve onların ilham kaynağı oldu. Andrè Courrèges ve Emanuel Ungaro onunla birebir çalışmıştır.Harika sanat eserleri yaratmaya ve modanın büyük ustalarıyla dostluk kurmaya devam etti. Birçok kez onu bir dahi olarak ilan eden şahsiyetler oldu. Örneğin Coco Chanel onu “aramızda gerçek bir modacı olan tek kişi” olarak tanımlamakta tereddüt etmedi. Moda tarihinde vazgeçilmez bir deha, özel hayatında ise bir bilinmez. Röportaj verme konusunda her zaman isteksizdi ve basından her zaman uzak durdu. Hatta her zaman şunu açıkça ifade etti: “Prestij şöhretten daha önemlidir. Prestij kalıcıdır, şöhret ise geçicidir”.

Balenciaga, Paris’te otuz yıl çalıştıktan sonra 1968 yılında evini kapattı. Müşteriler ona nereye gitmeleri gerektiğini sorduklarında, onları Givenchy’ye yönlendirdi. Jacques Bogart S.A. 1986 yılında Balenciaga’nın haklarını satın aldı ve Le Dix adında bir hazır giyim hattı açtı. Baş tasarımcı Michel Goma’nın karışık eleştiriler alması üzerine 1992 yılında yerine Josephus Thimister getirildi ve Balenciaga elit statüsüne geri döndü.

Marka şu anda Gucci Group’a ait. Dönemin kreatif direktörü Nicolas Ghesquière 2012 yılında markadan ayrıldı ve yerine Alexander Wang kreatif direktör olarak geçti. Wang, Şubat 2013’te Balenciaga için hazırladığı ilk defile koleksiyonunda, Cristóbal Balenciaga’nın moda mirasını onurlandıran kıyafetler sergiledi; bu olgun ve takdire şayan bir hareketti ve meslektaşlarının takdirini kazandı. Wang’ın ayrılmasının ardından Balenciaga, Ekim 2015’te Demna Gvasalia’yı yeni kreatif direktörü olarak duyurdu.

Tüm dünyada hatırlanan gerçek bir ‘modacı’

Firma 1968 yılında kapanmasına rağmen, tasarımları ve tanınırlığı moda dünyasından asla kaybolmadı. Bu şekilde markayı yeniden canlandırmak için yapılan birkaç girişimden sonra, nihayet Nicolas Ghesquière ustanın özünü nasıl temsil edeceğini bildi ve firmayı lüks markaların zirvesine geri döndürdü.


Bugün, neyse ki tasarımcının orijinal eserlerinin çoğunu memleketi Guetaria’da bulunan Cristóbal Balenciaga Müzesi’nde görebilecek kadar şanslıyız. Bununla birlikte, eserlerinin birçoğu dünyanın dört bir yanındaki diğer birçok serginin merkezinde yer almaya devam ediyor. Bir dizi müze ve galeri, ellerinden geldiğince, modanın büyük ustasına saygılarını sunma fırsatını kaçırmıyor.

İlgili Yazılar

spot_img

GÜNCEL YAZILAR