Geçtiğimiz Mayıs ayında Kathmandu–Bhutan’a gittik.
Bazen bir yerden dönmek istemezsiniz ya…
Tadı damağınızda kalır — tam da öyle oldu!
Ülkeye indiğiniz andan itibaren yüzünüz güler ve orayı kendi evinizmiş gibi hissedersiniz.
İşte Bhutan, istisnasız öyle bir yer…
Bhutan başka bir gezegen, hatta başka bir zaman gibi.

NEDEN BHUTAN?
TV ilk kez 1999’da serbest oldu.
1962’ye kadar dış dünyayla kara bağlantısı
yoktu.
Başkentte trafik ışığı yok.
1973’e kadar ülkede para kullanılmıyordu –
her şey takasla yürüyordu.
“Evim yok” diyene kral ev ve iş veriyor.
Ülkenin %72’si ormanlarla kaplı,
anayasalarında %65 var oysa ki.
Karbon salınımı negatif olan dünyadaki tek
ülke


Yediğiniz her şey gerçek anlamda organik,
kimyasal gübre kullanılmıyor.
Bhutan mutluluğun ülkesi. Dünya’da gayrisafi
milli mutluluk ilkesini benimseyen tek ülke.
Ülkede gayrisafi mutluluk endeksi (GNH)
ölçülüyor.
Halk, saat 16:00’ya kadar geleneksel
kıyafetlerini giyiyor – bu da ülkeye görsel bir
zarafet katıyor.
Ülke genel olarak vejetaryen; bir hayvana
zarar vermek akla bile gelmiyor.
Vatandaşlık yok, yabancıyla evlilik yok,
yerleşme hakkı yok.
Dış dünyaya sınırlı erişim var, kitlesel
turizmin önlenmesi için ülkeye gelen turist
sayısı bilinçli olarak sınırlandırılıyor.
İsviçre kadar temiz ve düzenli.


Sağlık hizmetleri ve eğitim tamamen ücretsiz.
Bhutan yerel dilde ‘Druk Yul’ olarak anılıyor,
yani ‘gök gürültüsü ejderhası ülkesi’, bu ismin
kaynağı bölgede sık sık görülen fırtınalar ve
ejderha figürünün Budist mitolojisindeki yeri.
Bhutan’ın dini ve kültürel yapısının temelini
Budizm oluşturuyor, günlük yaşamda dini
ritüeller çok önemli.
Takstang Manastırı (Kaplanın yuvası /
tiger’s nest)


Ülkenin en ünlü ve en kutsal manastırlarından biri, Paro Vadisi’nde deniz seviyesinden yaklaşık 3120 metre yükseklikte yer alan bu manastır. Sekizinci yüzyılda inşa edilmiş, efsaneye göre manastır inşa eden Guru Padmasambhava bir kaplana dönüşerek bu yüksek kayalıkların üzerine uçarak manastıra ulaşmış. Manastır Budist’ler için önemli bir hac yeri, manastıra ulaşmak için yaklaşık 2- 3 saat süren bir yürüyüş yapıp kayalıkların tepe noktasına kadar tırmanmak zorundasınız, bu yolculuğu biz de yaptık. O kutsal mekanı ve etrafındaki inanılmaz sonsuzluk hissini bizzat tattık.


Bhutan rengarenk maskeleri ve kostümleri de barındıran festivalleri ile de ünlü.
2008 yılında tam demokrasiye geçmiş, dünyadaki en genç anayasal monarşi ülkelerinden biri. Ülkeyi kral yönetiyor. Bhutan’ın tek enternasyonel havalimanı olan Paro Havalimanı’na iniş, dünyanın en tehlikeli inişlerinden biri olarak kabul ediliyor ve sadece gündüz iniş yapılabiliyor. Zorluk; hem doğa koşullarından hem de pistin yapısından kaynaklanıyor. Çünkü Paro Havalimanı, Himalaya Dağları’nın arasında, 2,200 metre yükseklikte bir vadide yer alıyor, çevresinde de 5,000 metreye kadar yükselen dik dağlar var.


Dünyada sadece çok az sayıda ve çok deneyimli pilot (yaklaşık 20–25 kişi) bu havaalanına iniş yapma yetkisine sahip. Bhutan dağları kıpkırmızı rhododendron çiçekleriyle kaplı.
Vadiler jakaranda moruyla süslü.
Doğa, Monet’nin fırçasından çıkmış gibi.
Sanki Avatar filminin içinde ve filmin oyuncusu gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Bana müthiş bir sonsuzluk deneyimi yaşatan Bhutan’ı bir gün görmenizi şiddetle tavsiye ederim.






